Hurafe ile bağlantılı bir başka terim olan, bid’at sözlükte icat etmek, daha önce olmayan bir şey ortaya koymak ve sonradan oluşturmak anlamlarına gelen “bda” kökünden türemiş olup, genel anlam itibarıyla daha önce bulunmayan ve yeni çıkarılan her türlü nesne, düşünce ve uygulamalar demektir.
Bid’at terimi genel anlamda sünnete aykırı olan dini itikadi bir durum demektir. Temel özelliği ise, sünnete aykırı olarak nitelendirilmesidir.
Sünnetin kavli, fiili ve takriri olarak üç kısımda olduğu kabul edilmektedir. Sahabilerin söz ve uygulamaları da genel anlamda sünnet çerçevesine dahil olmaktadır. Hz. Peygamberin söz ve uygulamaları yanında sahabilerin yorum, yaklaşım ve amellerinin zıddı olanlar, genel mana itibarıyla bid’at olarak değerlendirilmektedir.
Daha öz ifade ile bid’at, Hz. peygamber ve yakınındaki sahabilerin görüş ve uygulamalarına aykırı olan her söz ve davranıştır.
Bid’atin dini alanda kabul edilmeyeceği, şu hadisle sabittir:
Hz. Âişe’den nakledildiğine göre, Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kim bizim bu dinimizde olmayan bir şeyi sonradan ortaya koyarsa, o reddedilir.”
Dini konularda yeni icatlar, bid’ati oluşturmaktadır. Asrı Saadetten sonra ortaya çıkan, şer’î bir delile dayanmayan inanç, ibadet ve davranışlar hakkında kullanılan bir terim olan bid’at, dini sahada olduğunda kabul edilir. Din dışı alanda ise yeni oluşumlar, teknolojik gelişmeler, bilimsel veriler, bid’at olarak değerlendirilemez. Konuyla ilgilenen alimler bid’ati, iyi (hasene) ve kötü (seyyie) olmak suretiyle iki grupta incelemişlerdir. Bid’atin iyi veya kötü olarak ayrımının dini kaynakları bulunmaktadır. Nitekim Übey b. Kâ’b’ın insanlara topluca teravih namazı kıldırdığını gördüğünde Hz. Ömer’in, “Bu ne güzel bid’at” demiştir.
Bunların her ikisinin de dini alanda olması gerekmektedir. Bu doğrultuda Hz. Peygamber döneminde gerçekleşmeyen Kur’an’ın bir kitap haline getirilmesi, iyi bid’ate bir örnektir. Öte yandan minare yapmak, teravih namazı kılmak, mübarek gün ve gecelerini ihya etmek gibi hususlar bu statüde olan bid’atlerdir. Kötü bid’at olarak da sözgelimi türbe yapmak, naslarda yer almayan ve Hz. Peygamber ile sahabilerin yapmadığı birtakım namaz ve ibadetlere dair uygulamalar geliştirmektir.
Bid’at terimi genel anlamda sünnete aykırı olan dini itikadi bir durum demektir. Temel özelliği ise, sünnete aykırı olarak nitelendirilmesidir.
Sünnetin kavli, fiili ve takriri olarak üç kısımda olduğu kabul edilmektedir. Sahabilerin söz ve uygulamaları da genel anlamda sünnet çerçevesine dahil olmaktadır. Hz. Peygamberin söz ve uygulamaları yanında sahabilerin yorum, yaklaşım ve amellerinin zıddı olanlar, genel mana itibarıyla bid’at olarak değerlendirilmektedir.
Daha öz ifade ile bid’at, Hz. peygamber ve yakınındaki sahabilerin görüş ve uygulamalarına aykırı olan her söz ve davranıştır.
Bid’atin dini alanda kabul edilmeyeceği, şu hadisle sabittir:
Hz. Âişe’den nakledildiğine göre, Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Kim bizim bu dinimizde olmayan bir şeyi sonradan ortaya koyarsa, o reddedilir.”
Dini konularda yeni icatlar, bid’ati oluşturmaktadır. Asrı Saadetten sonra ortaya çıkan, şer’î bir delile dayanmayan inanç, ibadet ve davranışlar hakkında kullanılan bir terim olan bid’at, dini sahada olduğunda kabul edilir. Din dışı alanda ise yeni oluşumlar, teknolojik gelişmeler, bilimsel veriler, bid’at olarak değerlendirilemez. Konuyla ilgilenen alimler bid’ati, iyi (hasene) ve kötü (seyyie) olmak suretiyle iki grupta incelemişlerdir. Bid’atin iyi veya kötü olarak ayrımının dini kaynakları bulunmaktadır. Nitekim Übey b. Kâ’b’ın insanlara topluca teravih namazı kıldırdığını gördüğünde Hz. Ömer’in, “Bu ne güzel bid’at” demiştir.
Bunların her ikisinin de dini alanda olması gerekmektedir. Bu doğrultuda Hz. Peygamber döneminde gerçekleşmeyen Kur’an’ın bir kitap haline getirilmesi, iyi bid’ate bir örnektir. Öte yandan minare yapmak, teravih namazı kılmak, mübarek gün ve gecelerini ihya etmek gibi hususlar bu statüde olan bid’atlerdir. Kötü bid’at olarak da sözgelimi türbe yapmak, naslarda yer almayan ve Hz. Peygamber ile sahabilerin yapmadığı birtakım namaz ve ibadetlere dair uygulamalar geliştirmektir.




















