Açık artırma yoluyla satım, fıkıh literatüründe “bey‘u’l-müzâyede” veya “bey‘u men yezîd” olarak adlandırılır. Bu satış türü, bazı âlimler tarafından “pazarlık üzerine pazarlık” yasağı kapsamında değerlendirilerek mekruh sayılmıştır. Ancak Hanefî, Mâlikî ve Şâfiî mezheplerine mensup hukukçuların çoğunluğu tarafından hukuken ve dinen câizgörülmüştür.
Tirmizî’de yer alan bir hadise göre Hz. Peygamber’in bizzat kendisinin açık artırma yoluyla satım yaptığı nakledilmiştir (et-Tirmizî, Büyû‘, 10). Ayrıca tâbiîn âlimlerinden Atâ, sahâbenin ganimetlerin açık artırma ile satılmasında bir sakınca görmediğini ifade etmiştir. Bu ve benzeri rivayetlere dayanarak Evzâî ve İshak gibi bazı âlimler açık artırmanın sadece ganimet ve miras mallarında câiz olduğunu ileri sürmüşlerse de, fakihlerin çoğunluğu bu alanlarla diğer mallar arasında bir ayrım yapmaksızın açık artırmayı genel olarak câiz kabul etmiştir.
Açık Artırmada Akdin Kuruluşu
Açık artırmanın başlatılması, akdin kuruluşu bakımından icaba davet olarak değerlendirilir. Artırma süresince yapılan teklifler icab niteliğindedir. Müzâyedeyi başlatan kişinin artırmayı durdurmasıyla akit tamamlanır. Klasik fıkıh doktrininde, akdi icra ve tamamlama yetkisi bu kişiye tanınmıştır.
Açık artırmada teklif veren kişi, genel kuralın aksine, teklifinden hemen dönemez. Ancak teklifin ne kadar süreyle bağlayıcı olacağı konusunda fakihler arasında görüş ayrılığı vardır. Bazı hukukçulara göre teklif, daha yüksek bir teklif yapılıncaya kadar geçerlidir. Diğerlerine göre ise daha yüksek teklif, önceki teklifi tamamen ortadan kaldırmaz; her iki teklif de açık artırmayı düzenleyenin tercihine açık olarak kalır.
Neceş (Hileli Artırma)
Neceş, kişinin satın alma niyeti olmadığı hâlde, başkasının malı daha yüksek bir fiyata satın almasını sağlamak amacıyla, alıcıymış gibi davranarak malın fiyatını artırmasıdır. Bu tür davranış, başkalarını aldatmaya yönelik olduğu için Hz. Peygamber’in yasaklayıcı ifadelerine dayanılarak mekruh kabul edilmiştir.
Buna karşılık, bir malın normal piyasa değerine ulaşmasını sağlamak amacıyla yapılan ve aldatma kastı taşımayan artırmalar neceş kapsamında değerlendirilmemiştir.
Hileli Artırmada Akdin Hukukî Durumu
Neceş yoluyla yapılan satışın hukuki durumu mezhepler arasında tartışmalıdır:
Hanefî ve Şâfiî mezhepleri, neceşin akdin sıhhatine doğrudan etki etmeyeceğini kabul eder.
Şâfiî mezhebinde, alıcının bu durumu fark etmesi hâlinde ve satıcının hileye iştirak etmesi durumunda, fesih hakkı konusunda iki görüş bulunmaktadır. Bir görüşe göre alıcı aldatılmış sayılır ve muhayyerlik hakkı doğar; diğer görüşe göre ise gerekli araştırmayı yapmadığı için kusur alıcıya aittir ve fesih hakkı yoktur.
Mâlikî mezhebinde, bu durum ayıp hükmünde değerlendirilir ve alıcıya ayıp sebebiyle fesih muhayyerliği tanınır. Mâlikî âlimlerinden İbn Habîb ise, yalnızca satıcının hileye iştirak etmesi hâlinde alıcıya muhayyerlik hakkı tanınacağını savunmuştur.
Hanbelî mezhebinde, hileli artırma sonucunda açık bir gabin (aldanma) meydana gelmişse, buna göre hüküm verilir.
Genel Değerlendirme
Açık artırma, İslâm hukukunda adil rekabet, dürüstlük ve aldatmama ilkeleri çerçevesinde câiz görülmüştür. Ancak neceş gibi hileli uygulamalar, bu temel ahlâkî ilkeleri zedelediği için kınanmış; tarafların rızasını ve piyasa dengesini bozan davranışlar meşru kabul edilmemiştir.















