İnsanın yalan söyleyip söylemediği konusu tarihin ilk dönemlerinden itibaren merak konusu olmuştur. Bu bağlamda birçok ilginç metot denenmiş ve denenmemeğe de devam edilmektedir. Örneğin, Çinliler 3000 yıl önce, baskı altında yalan söyleyenlerin ağızlarının kuruduğu gerekçesiyle sorgulanan şüphelilerin ağzını pirinçle doldururdu.
Pirinçler bir süre sonra dışarı çıkartılınca hâlâ kuruysa, kişi yalan söylemiş saymaları bir hayli ilginçtir. Bir kişinin doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol etme isteği tarih boyunca da devam edecektir. Yalan makinesi, resmi ismi ile yalan detektörü (lie detector) olarak anılmaktadır ve birçok farklı kurum ve kuruluşta kullanılmaktadır. Yalan detektörü ile yapılan testlere de yalan testi (lie test) ismi verilmiş durumdadır.
Yalan makinesinin teknik ismi ise Poligraf ( Polygraph) olarak adlandırılmaktadır. Poligraf, bir kişinin belirli sensörler ile vücut analizini gerçekleştiren ve bu analizler doğrultusunda verdiği cevapların doğruya ya da yanlışa yakın olup olmadığını anlamak için kullanılan bir teknoloji ürünüdür. ‘Polygraph’ denilen bir alet ile kişiye 4-6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kâğıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle kişinin; Nefes alış hızı, Nabzı, Kan basıncı (tansiyonu), Terleme miktarı, Ses tonu ve analizi gibi değerleri kayıt altına alınmakta, test süresince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutularak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit edilmektedir. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir.
İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylendiğini anlayabilmektedir. Gelişmiş poligraf modelleri kol ve bacak hareketlerini ve göz bebeği boyutunu da kaydetme ve izleme yeteneğine de sahiptir. Şüphelilerin veya gizli görevlerde çalışacak adayların ifadelerinde doğru söyleyip söylemediklerini anlamak için kullanılmaktadır.
Sorgulanırken yalan söyleyenlerin; nabız, tansiyon, nefes alma hızı, terleme miktarı, yüz mimikleri, ses tonu ve beyin aktivitelerinin normalden farklı oluşuna dayanan teknikler üzerindeki çalışmalar günümüzde de devam etmektedir.
Her şeye rağmen, insanların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan söylerken farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmeyeceğinden hareketle b azı bilim adamları her insanın fizyolojik yapısı farklı olduğu için bugünkü tekniklerle yalan söyleyenlerin hatasız olarak belirlenemeyeceğini öne sürmektedir.
Pirinçler bir süre sonra dışarı çıkartılınca hâlâ kuruysa, kişi yalan söylemiş saymaları bir hayli ilginçtir. Bir kişinin doğruyu söyleyip söylemediğinin kontrol etme isteği tarih boyunca da devam edecektir. Yalan makinesi, resmi ismi ile yalan detektörü (lie detector) olarak anılmaktadır ve birçok farklı kurum ve kuruluşta kullanılmaktadır. Yalan detektörü ile yapılan testlere de yalan testi (lie test) ismi verilmiş durumdadır.
Yalan makinesinin teknik ismi ise Poligraf ( Polygraph) olarak adlandırılmaktadır. Poligraf, bir kişinin belirli sensörler ile vücut analizini gerçekleştiren ve bu analizler doğrultusunda verdiği cevapların doğruya ya da yanlışa yakın olup olmadığını anlamak için kullanılan bir teknoloji ürünüdür. ‘Polygraph’ denilen bir alet ile kişiye 4-6 adet sensör bağlanır. Bu sensörlerden gelen çeşitli sinyaller, dönmekte olan bir kâğıdın üzerine grafik olarak kaydedilir. Bu sensörlerle kişinin; Nefes alış hızı, Nabzı, Kan basıncı (tansiyonu), Terleme miktarı, Ses tonu ve analizi gibi değerleri kayıt altına alınmakta, test süresince ve sonrasında bir uzman grafikleri sürekli kontrol altında tutularak, hangi sorularda sinyallerin değiştiğini tespit edilmektedir. Kalp atışının hızının artması, tansiyonun yükselmesi ve terleme genellikle yalan söylemenin belirtileridir.
İyi eğitilmiş bir uzman grafiklere bakınca nerede yalan söylendiğini anlayabilmektedir. Gelişmiş poligraf modelleri kol ve bacak hareketlerini ve göz bebeği boyutunu da kaydetme ve izleme yeteneğine de sahiptir. Şüphelilerin veya gizli görevlerde çalışacak adayların ifadelerinde doğru söyleyip söylemediklerini anlamak için kullanılmaktadır.
Sorgulanırken yalan söyleyenlerin; nabız, tansiyon, nefes alma hızı, terleme miktarı, yüz mimikleri, ses tonu ve beyin aktivitelerinin normalden farklı oluşuna dayanan teknikler üzerindeki çalışmalar günümüzde de devam etmektedir.
Her şeye rağmen, insanların soruları yorumlamaları ve tepkileri farklı olduğundan, yalan söylerken farklı davranabildiklerinden, bu test mükemmele ulaşmış değildir, bazen yanıltıcı olabilir ve kesin delil kabul edilmeyeceğinden hareketle b azı bilim adamları her insanın fizyolojik yapısı farklı olduğu için bugünkü tekniklerle yalan söyleyenlerin hatasız olarak belirlenemeyeceğini öne sürmektedir.














