Irak'ta DEAŞ saldırıları neden artıyor?

Terör örgütü DEAŞ’ın Irak’ta elinde tuttuğu bölgelerin tamamının geri alınması üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen örgüt, Irak güvenlik güçlerine saldırılar düzenlemeye devam ediyor.

Irak'ta DEAŞ saldırıları neden artıyor?
16 Temmuz 2021 - 15:30 - Güncelleme: 16 Temmuz 2021 - 15:33
Terör örgütü DEAŞ’ın Irak’ta elinde tuttuğu bölgelerin tamamının geri alınması üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen örgüt, Irak güvenlik güçlerine saldırılar düzenlemeye devam ediyor. Irak güvenlik güçleri, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Peşmerge güçleri, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon güçleri ve Iraklı Şii milislerin tüm operasyonlarına rağmen, DEAŞ’ın kırsal bölgelerden ilçe merkezlerine yönelik saldırıları ve özellikle ülkenin kuzey, batı ve doğu kesimlerinde elektrik hatlarını hedef alan bombalı saldırılarında artış yaşanıyor.

 

DEAŞ’a karşı zaferin dördüncü yılında saldırılar arttı

ABD’nin 2003 yılındaki Irak işgali sonrası ülkede İran etkisi artarken, özellikle Tahran’a yakın Şii lider Nuri el-Maliki’nin mezhepçi politikaları nedeniyle Sünnilerin yönetimden dışlanması ve Şii hükümetlerce ötekileştirilmesi, DEAŞ’ın toplum nezdinde taban bulmasını kolaylaştırmıştı. Irak'ın Musul, Salahaddin ve Enbar vilayetlerinin tamamı ile Diyala ve Kerkük illerinin bir kısmını 2014’te ele geçiren DEAŞ bu bölgelerde 3 yıl boyunca hakimiyet sağlamış, dönemin Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, 9 Aralık 2017'de DEAŞ'a karşı zafer kazanıldığını duyurmuştu. Irak'ın DEAŞ'tan temizlenmesinin üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen söz konusu vilayetlerin kırsal bölgelerinde son dönemde örgütün saldırılarında hem artış hem de çeşitlilik gözlemleniyor. Halkın hizmet yetersizliği ve yolsuzluk gibi nedenlerle hükümet karşıtı protestolara devam ettiği ülkede, yaz aylarında hava sıcaklarının ciddi artış göstermesine rağmen elektrik tedarikinde yetersizlik ve uzun süreli kesintiler yaşanıyor. Yıl başından itibaren 160 elektrik iletim kulesi ve hattına düzenlenen ve birçoğunun DEAŞ tarafından gerçekleştirildiği belirtilen saldırılar halkın öfkesini daha da artırdı ve ülkedeki protestoların da yoğunlaşmasına neden oldu.

DEAŞ’ın işgali ve çatışmalar nedeniyle yıkıma uğrayan Irak’ta başta Musul olmak üzere birçok bölgenin yeniden yapılandırılması, hem bu bölgelerdeki halkın DEAŞ sonrası hayata intibakına yardımcı olmak hem de örgütün sahadaki etkisini azaltmak bakımından önem taşıyor. Ekim ayında düzenlenecek erken seçimler öncesi geçmişte DEAŞ’ın kontrolünde bulunan bölgelerdeki Sünni gruplarla temasın güçlendirilmesi ve Sünnilerin desteğinin sağlanması da elzem görülüyor. ABD-İran çatışmasının merkezi haline gelen ülkede, DEAŞ’ın saldırılarını artırabilmek için, Irak merkezi hükümeti ve Erbil arasındaki anlaşmazlıklar, tartışmalı bölgelerdeki güvenlik boşluğu, devlet kontrolü dışında hareket eden milis gruplarının ülkeyi istikrarsızlaştırıcı hamleleri ve elektrik hatlarına saldırılar gibi konjonktürel fırsatları değerlendirdiği dikkati çekiyor.

DEAŞ’la mücadelede engeller

DEAŞ’ın saldırıları büyük ölçüde, Erbil ve Bağdat arasında 2017’de bağımsızlık referandumu nedeniyle yaşanan gerginliğin ardından Peşmerge’nin başta Kerkük olmak üzere önemli bir kısmından çekildiği tartışmalı bölgelerde yoğunlaşıyor. Irak güvenlik güçleri ve çoğunluğu İran destekli Şii milislerden oluşan silahlı grupların çatı oluşumu Haşdi Şabi, Peşmerge’nin çekildiği bölgelere konuşlansa da referandum sonrası söz konusu bölgelerde oluşan güvenlik boşluğu nedeniyle DEAŞ’ın eylemlerinde bariz bir artış yaşandı. Bugün de DEAŞ’lı militanların en çok saldırı düzenlediği yerler arasında Kerkük-Salahaddin-Diyala arasında ölüm üçgeni diye tabir edilen bölge bulunuyor. DEAŞ’ın da Şii milisler, Sünni ve Kürt köylerine sürekli bir şekilde baskınlar düzenleyip buralarda ciddi bir tehdit unsuru olmaya devam ettiği biliniyor.

DEAŞ’a karşı Irak güçleri, Peşmerge ve uluslararası koalisyon güçleri bazı operasyonlar gerçekleştiriyor. Ancak ABD ve İran arasında 2018’den bu yana artarak devam eden Irak toprakları üzerindeki güç çekişmesi, DEAŞ’ın asıl hedef olmaktan çıkması ve göz ardı edilmesine neden oluyor. Örgüt 2017 itibarıyla Irak’tan temizlenmesine rağmen, iki önemli yabancı güç İran ve ABD, ülkedeki güvenlik güçlerini daha iyi bir şekilde yapılandırmak yerine, güvenlik organları üzerinden güç yarışı içerisine girdi. Bu nedenle ABD anti-terör güçlerine tam destek verirken, İran ise Haşdi Şabi üzerindeki nüfuzunu pekiştirmeye, milis gruplarının güvenlik ve bürokrasiden tasfiye edilmesinin önüne geçmeye ve bu grupların sahadaki askeri kabiliyetlerini artırmaya odaklandı. İki ülkenin Irak kurumları üzerindeki çekişmesi, dört yıl boyunca bu kurumların yeniden yapılandırılması, güçlendirilmesi ve ileriye hazırlanmasının önünde büyük bir engel teşkil etti.

Öte yandan, Irak’ta özellikle 2011 yılından bu yana hükümet karşıtı gösteriler düzenleniyor fakat DEAŞ’ın ortaya çıktığı 2014’ten bu yana kitlesel gösteriler ağırlıklı olarak Şiiler tarafından gerçekleştiriliyor. Bu gösterilerin bastırılması için kolluk güçlerinin ülkenin güneyine kaydırılması, Şii milislerin göstericileri bastırmak için bölgelerini terk etmeleri ve DEAŞ’la mücadelenin kısa bir dönem için de olsa ikinci sıraya atılması, örgütün yeniden yapılanması ve faaliyet alanını genişletmesine fırsat sunuyor.

Bunların yanış sıra, tüm dünyada olduğu gibi Irak’ta da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkisiyle tam kapanmaya gidilmesi, güvenlik güçlerinin de bu bağlamda faaliyetlerine ara vermesi ve koalisyon güçlerinin bir dönem operasyon düzenlememesi, DEAŞ için bir hareket alanı ve serbest bir şekilde dolaşma imkânı da sağladı. Örgüt böylece, güvenlik boşluğundan istifade edip daha önce giremediği bölgelere ulaşabildi.

Terör örgütü DEAŞ’a karşı zafer ilan edilmesine rağmen, açık kaynaklar ve yerel medyaya göre örgüt hala ciddi bir mali güce sahip. Ülkede özellikle büyük bir yıkıma maruz kalan Musul, Salahaddin ve Enbar’daki yeniden inşa sürecindeki birçok projeden “vergi” adı altında haraç toplandığı, ailelerden, dükkân ve işletmelerden zekât kisvesi altında yine para toplandığı tüm Iraklılarca bilinen bir gerçek. Dahası, örgütün parasını işletmek, transfer etmek ve ülke dışına çıkarmak için güçlü bir ağ kurduğu da Iraklı yetkililerce birçok kez dile getirildi. Örgütün mali kaynaklarının kurutulmaması, DEAŞ’ın yeni operasyonlar düzenleme kabiliyetini artırmaya da imkan sağlayan sebepler arasında yer alıyor.

DEAŞ son günlerde ülkede ciddi bir kronik kriz haline gelen elektrik sektörünü de gözüne kestirmiş durumda. Ülkede son 30 yıldır yaşanan elektrik kesintileri, özellikle yaz aylarında daha büyük bir soruna dönüşüyor. Elektrik kesintileri bilhassa ülkenin güney bölgelerinde kitlesel gösterilerin gerçekleşmesine ve hükümetin düşmesi/istifa etmesine yol açabilecek bir baskı unsuru. DEAŞ da ülkenin yeniden kalkınmasını sekteye uğratmak ve Bağdat hükümetinin toparlanmasına fırsat vermemek için hayati öneme sahip enerji altyapısını sürekli hedef alıyor. Aynı zamanda ölüm üçgeni bölgesinde enerji sektörüne yatırım yapmak isteyenleri de caydırmayı hedefliyor.

Sonuç olarak, terör örgütü DEAŞ başta Sünnilerin de yaşadığı bölgelerde gerçekleştirdiği vur-kaç taktiği saldırılarıyla halkın merkezi hükümete karşı memnuniyetsizliğini artırarak sahada etkin olduğu izlenimi veriyor ve ülkedeki güvenlik boşluğundan faydalanarak eleman tedarikini güçlendirmeyi hedefliyor. Bütün bunlar, Irak’ın en büyük ikinci kenti Musul’u ele geçirdiği Haziran 2014 ve Musul’un Irak güvenlik güçlerince geri alındığı Temmuz 2017’nin yıldönümlerinde DEAŞ’ın kırsaldaki hücre yapılanmaları üzerinden gerçekleştirdiği saldırılarını artırarak zamanla kaybettiği alan hakimiyetine yeniden ulaşmayı amaçladığını gösteriyor.

YORUMLAR

  • 0 Yorum