ASO Başkanı Nurettin Özdebir, sanayicilerin yaşadığı sorunları bir bir dile getirerek çözüm önerileri sundu

Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, sanayicilerin yaşadığı Katma Değer Vergisi (KDV) iadeleri, ara eleman eksikliği gibi başat sorunları dile getirerek, köklü çözüm...

ASO Başkanı Nurettin Özdebir, sanayicilerin yaşadığı sorunları bir bir dile getirerek çözüm önerileri sundu
13 Eylül 2021 - 10:16 - Güncelleme: 13 Eylül 2021 - 10:16
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, sanayicilerin yaşadığı Katma Değer Vergisi (KDV) iadeleri, ara eleman eksikliği gibi başat sorunları dile getirerek, köklü çözüm önerileri sundu.

ASO Başkanı Nurettin Özdebir, İHA muhabirine sanayicilerin yaşadığı sorunları dile getirmesinin yanı sıra çözüm önerilerini de tek tek anlattı. Özdebir, pandemi sürecinde kamu desteklerinin son derece önemli olduğunu belirterek, söz konusu nakdi yardımların tamamının gayrisafi milli hasılada yüzde 1.5-2 oranında yer aldığını aktardı. Özdebir, sanayicilerin sorunlarından biri olduğunu ifade ettiği KDV'nin imalatçıların-sanayicilerin-üreticilerin sırtında çok büyük bir yük olduğunu ifade ederek, KDV geri ödemesi olması durumunda sanayicilerin devletten 100 milyar liraya yakın alacağı olduğunu tahmin etti. Özdebir, ara eleman eksikliğinin sebeplerinden birinin ülke olarak insan kaynağı planlaması yapılmamasından ve çoğu kişinin üniversite okumasından kaynaklandığını belirterek, üniversite öğrencilerinin iş bulmaya gelince pek işe yaramadığı acı bir şekilde tecrübe ettiklerini söyledi.

"Destekli krediler borçluluk oranı yüksek olan işletmelerin borçlarının daha da artmasına sebep oldu"

Sanayicilerin en önemli sorunlarından bir tanesinin borçluluk oranlarının çok fazla olması olduğunu kaydeden Özdebir, "Bu pandemi sürecinde kamu destekleri, son derece önemliydi. Kısa çalışma çok faydalı bir şeydi. İnsanların nefes olmasına yardımcı oldu. Onun dışında işsizlik ücretleri son derece kıymetli desteklerdi. Ama bütün bunların hepsini topladığımız zaman nakdi desteklerin tamamı gayrisafi milli hasılada yüzde 1.5-2'sini oluşturuyordu. Almanya'da bu oran yüzde 16, Amerika'da yüzde 25. Tamam bizimkinde gönlümüz isterdi ki hiç olmazsa yüzde 10'lara falan çıkabilsin ama ülkenin imkanları herhalde buna müsait olmadığı için destekli krediler ve borçlanma kolaylıkları şeklinde destekler verildi. Bu da borçluluk oranı yüksek olan işletmelerin borçlarının daha da artmasına sebep oldu. Bu sıkıntıyı borcu büyütmeden, borcu borçla kapatmak değil, daha köklü yöntemlerle çözmemiz lazım" diye konuştu.

"KDV ödemesi rakamları sanayi işletmeleri sermayelerinin önemli bir kısmını orada bloke edildiği anlamına geliyor"

Sanayicilerin sorunları arasında göz ardı edilen çok önemli bir konunun KDV uygulaması olduğunu dile getiren ASO Başkanı Özdebir, söz konusu sorunu şöyle anlattı:

"Bu Katma Değer Vergisi değil bence bu üretmeme vergisi. Üretme vergisi. Çünkü KDV'nin asıl muhatabı nihai tüketicidir. Ancak imalatçıların-üreticilerin-sanayicilerin sırtında çok büyük yük oluşturmakta. Birincisi, ben girdilerimi alırken benim ana girdilerim güçlü firmalar tarafından satılıyor. Demir-çelik alacaksan önceden teminat mektubunu vermem lazım. Malımı, siparişimi alacağım zaman da mal bir yana para bir yana. Peşin ödememi yapmam lazım. Peşin ödememi yaparken bunun KDV'sini de ödemem lazım. Geldim yüzde 18 KDV'yi ödeyip aldım. Bunun bir stok ve üretim süreci var. Minimum neresinden bakarsanız bakın bir aydır. Ben o KDV'yi bir ay finanse ettim. Ardından bunu sattım. Satarken de para kimin elindeyse o güçlü. Alıcı da bana diyor ki 30-60-90-120-150 vade ile bana ver. Sıra çekte ver veya üç ay ödeyeyim gibi şeyler söylüyor alıcı. O sürenin sonunda ancak benim ödememem ama tüketicinin ödemesi gereken KDV'yi ancak o zaman tahsil edebiliyorum. Bütün bunlardan dolayı, vatandaşların, işletmelerin, kurumların devletten 200 milyar liranın üzerinde alacağı var. Sanayicinin de 100 milyar liranın üzerinde olduğunu tahmin ediyorum. Bu rakamlar sanayi işletmelerinin sermayelerinin önemli bir kısmını orada bloke edildiği anlamına geliyor. O para benim elimde olsaydı, mal alsaydım. Benim enflasyonum yüzde 45 olduğuna göre yüzde 45 tasarrufta bulunacaktım. Ama orada yüzde 45 enflasyon ile benim param eriyor."

Sorun olarak nitelediği KDV uygulamasına ilişkin çeşitli önerilerde bulunduklarını ifade eden Özdebir, "Bunu bir kerede devletimizin ödeyebilmesi önemli değil. Ama dünyada başka ülkelerin kullandıkları maliye parası, yedek para, ikame para dedikleri çeşitli yöntemler var. Bu yöntemlerle hem piyasaların canlılığını devam ettirmek hem de üretimi desteklemek mümkün" dedi.

"Üreticileri, indirilecek KDV'ler, devreden KDV'ler veya iade edilecek KDV'lerde bir şekilde hesaplaşılarak rahatlatabiliriz"

Geçtiğimiz günlerde Gelir İdaresi yöneticileri ile konuştuğunu da dile getiren ASO Başkanı Özdebir, "önerimizi tekrar paylaştım. Üzerinde çalışıyorlar. Umarım hızlı sonuçlanır. Üreticileri bu dönemde borca sokmak yerine indirilecek KDV'ler, devreden KDV'ler veya iade edilecek KDV'lerde bir şekilde hesaplaşılarak rahatlatabiliriz" diye konuştu.

"Maliye parasının uygulanmasında büyük fayda olduğuna inanıyorum"

ASO Başkanı Özdebir, Türkiye'deki uygulamada olan KDV sisteminin, yaptığı araştırmalara göre dünyada yalnızca Türkiye'de ve Çin'de olduğunu aktararak, "Başka ülkelerde imalatçının-üreticinin sırtında kalan KDV bazılarında bir ay, bazılarında üç ay ama en fazla bir yıl içerisinde nakit olarak ödeniyor. Bizim de böyle bir sistemi geliştirmemiz lazım veya bunun yerine çarpan etkisi ile daha fazla katma değer oluşturabilecek maliye parası dediğimiz uygulanmasında büyük fayda olduğuna inanıyorum" ifadelerini kullandı.

"Üretmek, daha yüksek katma değerli ürünler üretmek, daha fazla ihracat yapabilmek için beceri sahibi, nitelikli insanlara ihtiyacımız var"

Sanayicilerin sorunları arasında yer alan ara eleman eksikliğinin her zaman olduğunu söyleyerek, "İnsan kaynağı planlaması yapmadığımız için ve herkes, 'Ben üniversiteye gideceğim' dediği için üniversiteleri işsizler ordusu oluşturduk. Bugün işsizlik oranında en yüksek oran üniversite mezunu işsizlerde. Bunu bir kere ülke olarak insan kaynağının planlanmasını mutlaka yapmamız lazım. Gençlerimize, bu ülkenin geleceğine büyük zulüm yapıyoruz. Bunu bir an önce çözmemiz lazım. Öte yandan üretmek, daha yüksek katma değerli ürünler üretmek, daha fazla ihracat yapabilmek için de bizim beceri sahibi, nitelikli insanlara ihtiyacımız var. Bu insanları da yetiştirmek zorundayız. Onları da buna göre yönlendirip iş gücüne katılmalarını sağlamamız lazım" diye konuştu.

Ara eleman yetiştirilemediği takdirde bir sürü sıkıntı olduğunu ifade eden Özdebir, o sıkıntıları şöyle sıraladı:

"Birincisi, sirkülasyonlar var. Herkes birbirinin adamını ayartmaya çalışıyor. İkincisi, eleman bulamadığını için istediğiniz üretimi yapamıyorsunuz. Üçüncüsü nitelikli insanınız olacak ki yüksek katma değerli işler yapabilesiniz. Bütün bunlar iyi bir planlama ile düzenlenmesi lazım. Bu eleman sorunu artık içinden çıkılamaz hale geldiği için Ankara Sanayi Odası olarak bu taşın altına elimizi koymaya karar verdik."

Ara eleman eksikliğine yönelik yaptıkları çalışmalar kapsamında ASO Sürekli Eğitim Merkezi'ni (ASO-SEM) kurduklarını belirten Özdebir, "Burada eğitimden çıkmış kişileri 16 yaşından büyük olmak şartıyla alıyoruz. ASO-SEM'de meslek öğretiyoruz. İŞKUR iş birliğinde alanlara göre kimisine iki ay, kimisine üç ay kimisine dört aylık eğitimlerle becerilerini kazandırıp işletmelere yerleştiriyoruz. Bu sene yılbaşından bu yana bin 300 kişiyi işe yerleştirdik. Orası da bir insan fabrikası olarak çalışıyor" dedi.

"Öğrenciler, iş bulmaya gelince diplomanın pek işe yaramadığını acı bir şekilde gördüler"

ASO-SEM'de üzücü bir nokta olduğuna işaret eden ASO Başkanı Özdebir, "Gerek Meslek Yüksek Okullarımızda gerekse ASO-SEM'deki devam eden öğrencileirn yüzde 10'u bir lisans programını bitirdikten sonra buralara başvurmuş. Yani bu öğrenciler üniversitelerini bitirmişler, iş bulamamışlar, alanları ile ilgili istihdam edilememiş. Eve ekmek götürebilmek için meslek öğrenmek mecburiyetinde kaldıkları için bize başvurmuşlar. Yazık yani. 4 yıl ülke kaynak ayırdı, anne-babalar fedakarlık yaptı. Bu çocuklar dört sene okula gitti. Diplomayı aldıkları zaman dünyayı yerinden oynatacaklarını zannettiler. Ama öğrenciler, iş bulmaya gelince diplomanın pek işe yaramadığını acı bir şekilde gördüler. Bu anlamda insan kaynağını planlamamızı düzgün yapmamız lazım. İnsan yetiştirmek kolay değil. Sanayi üretiminde malzemeniz varsa birkaç ay içerisinde ürünü çıkarıyorsunuz. Ama insan yetiştirmek kolay bir iş değil" dedi.