“Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bunların içinden bir fırkası ehli necat olacaktır.” buyurmuş. Ashab sormuşlar:
“Yâ Resûlâllah, o kurtulan fırka hangi fırka olacaktır?”
Şöyle cevap vermiş:
“Benim sünnetimden şaşmayanlar kurtulanlardan olacaktır! Yâni Ehli sünnet ve cemaat mensuplarıdır.”
(Tirmizi, İman, 18; İbnu Mace, Fiten, 17)
Öncelikle hadisçilerin incelediği bu hadis birçok kaynakta yer almaktadır ve hadisin gerçekleri yansıtmadığı konusunda bir kanaat oluşmuştur. Diğer taraftan biz; İslam Mezhepleri Tarihi disiplini çerçevesinde bu hadise iki değişik açıdan bakarız. Birincisi bu hadis fonksiyonel olmuş mudur? Evet bu hadis uydurma hadis olmasına rağmen pek çok mezhepler tarihi yazarı bu hadisi esas alarak mezheplerin tasnifini ona göre yapmaya çalışmıştır. İkinci bir bakış açısı da bu hadisin sosyal gerçeklikle ne kadar örtüştüğüdür. Bu son derece önemlidir. Şöyle ki;
Hz. Peygamberin sağlığında mezhep diye bir şey yoktur, olmayan bir şey konusunda bir ifadenin olması sağlıklı değildir. Bu hadis birkaç açıdan İslam’ın ruhuna aykırıdır. Her şeyden önce İslam bireyi esas alan bir dindir. Bir topluluğun kurtuluşa erdiğini söylemek İslam’a aykırıdır.
Bu hadis sanki bölünme, parçalanmanın meşruiyetine işaret eder gibi bir yapı içerisindedir. Bu mutlaka olacak yapısındadır. Bunu Kur’an’ın bütünlüğü içerisinde değerlendirirseniz Cenabı Hak hepiniz birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılmayın buyurmaktadır.
Bunun dışında pek çok ayette de benzer konular anlatılmakta, mesela fırkalar, mezhepler konusunda son derece dikkat çekici olarak dinlerini parça parça yapanlar gibi olmayın Her hizip her topluluk sadece kendi sahip olduğuyla övünür denmektedir. Aslında bu ayetleri yan yana getirdiğinizde bu hadisin Kur’an’ın kurucu ilkelerine de son derece aykırı olduğunu açıkça görmek mümkündür.
Bir başka boyuta daha işaret edersek; yetmiş üç fırka dediğiniz andan itibaren toplum iman noktasında iki kategoriye ayrılmaktadır. Yetmiş iki fırka cehennemlik, bir tanesi cennetlik. Yani burada İslam açısından grup halinde cenneti garantilemek ya da insanların bir kısmını cehennemlik ilan etmek gerçekten hem İslam’ın kurucu ilkelerine hem de Kur’an’ın ruhuna aykırıdır.
Ben bunu zaman zaman şöyle formüle etmiştim, cennete toplu rezervasyon yoktur. Yani bir grup olarak cenneti garantilediği düşüncesi, İslam’ın ruhuna aykırıdır. Bunun tersi de doğrudur. Hiçbir grubu, hiçbir topluluğu cehenneme gönderemezsiniz. Böyle bir şey yok. Cennete de hak eden, cehenneme de hak eden gider. Bu sebeplerle yetmiş üç fırka hadisi çok problemli bir hadistir ve İslam’ın ruhuna aykırıdır.
Hasan Onat
“Yâ Resûlâllah, o kurtulan fırka hangi fırka olacaktır?”
Şöyle cevap vermiş:
“Benim sünnetimden şaşmayanlar kurtulanlardan olacaktır! Yâni Ehli sünnet ve cemaat mensuplarıdır.”
(Tirmizi, İman, 18; İbnu Mace, Fiten, 17)
Öncelikle hadisçilerin incelediği bu hadis birçok kaynakta yer almaktadır ve hadisin gerçekleri yansıtmadığı konusunda bir kanaat oluşmuştur. Diğer taraftan biz; İslam Mezhepleri Tarihi disiplini çerçevesinde bu hadise iki değişik açıdan bakarız. Birincisi bu hadis fonksiyonel olmuş mudur? Evet bu hadis uydurma hadis olmasına rağmen pek çok mezhepler tarihi yazarı bu hadisi esas alarak mezheplerin tasnifini ona göre yapmaya çalışmıştır. İkinci bir bakış açısı da bu hadisin sosyal gerçeklikle ne kadar örtüştüğüdür. Bu son derece önemlidir. Şöyle ki;
Hz. Peygamberin sağlığında mezhep diye bir şey yoktur, olmayan bir şey konusunda bir ifadenin olması sağlıklı değildir. Bu hadis birkaç açıdan İslam’ın ruhuna aykırıdır. Her şeyden önce İslam bireyi esas alan bir dindir. Bir topluluğun kurtuluşa erdiğini söylemek İslam’a aykırıdır.
Bu hadis sanki bölünme, parçalanmanın meşruiyetine işaret eder gibi bir yapı içerisindedir. Bu mutlaka olacak yapısındadır. Bunu Kur’an’ın bütünlüğü içerisinde değerlendirirseniz Cenabı Hak hepiniz birden Allah’ın ipine sımsıkı sarılın, ayrılmayın buyurmaktadır.
Bunun dışında pek çok ayette de benzer konular anlatılmakta, mesela fırkalar, mezhepler konusunda son derece dikkat çekici olarak dinlerini parça parça yapanlar gibi olmayın Her hizip her topluluk sadece kendi sahip olduğuyla övünür denmektedir. Aslında bu ayetleri yan yana getirdiğinizde bu hadisin Kur’an’ın kurucu ilkelerine de son derece aykırı olduğunu açıkça görmek mümkündür.
Bir başka boyuta daha işaret edersek; yetmiş üç fırka dediğiniz andan itibaren toplum iman noktasında iki kategoriye ayrılmaktadır. Yetmiş iki fırka cehennemlik, bir tanesi cennetlik. Yani burada İslam açısından grup halinde cenneti garantilemek ya da insanların bir kısmını cehennemlik ilan etmek gerçekten hem İslam’ın kurucu ilkelerine hem de Kur’an’ın ruhuna aykırıdır.
Ben bunu zaman zaman şöyle formüle etmiştim, cennete toplu rezervasyon yoktur. Yani bir grup olarak cenneti garantilediği düşüncesi, İslam’ın ruhuna aykırıdır. Bunun tersi de doğrudur. Hiçbir grubu, hiçbir topluluğu cehenneme gönderemezsiniz. Böyle bir şey yok. Cennete de hak eden, cehenneme de hak eden gider. Bu sebeplerle yetmiş üç fırka hadisi çok problemli bir hadistir ve İslam’ın ruhuna aykırıdır.
Hasan Onat














